Site En Üstü 728x90 - 970x90 (TBF)

19-06-2016 EMRE DAĞDELEN

Oyunculara zaman içerisinde çeşitli stresler yüklenir. Bunların bir kısmını kendi beyinlerinde suni olarak yaratırken ciddi bir kısmını çevre onlara yükler. İlerleyen yaşlarda bahsedilen "tecrübe" aslında bu streslerle baş edebilmenin diğer bir adıdır.

Stresin dışarıdan gelen birinci kaynağı maalesef ama ailelerdir. Çocuklarının başarılı olmasını isteyen aileler bu başarı duygunusun yansımalarını ayarlayamazlarsa sporcuda kendisini ailesine ispat etme durumuna geçer ki, bu da onların kendileri olmasına izin vermez. Başka bir kıyafet giymek zorunda hissederler ve maskeler kullanmaya başlarlar. Burada asıl durum ailesinin başka ailelere karşı olan pozisyonlarını iyi bir konumda tutabilmektir. Aile her zaman çocuklarına destek olmamalılar lakin bu destek sadece "o" olması ile sınırlı olmalıdır. Tribünden müdahaleler, antrenman ya da maç çıkışı sonunda yapılan eleştiriler (özellikle başka aileler ya da sporcuların yanında) çok gereksiz bir tutum olacaktır. Aileler çocukları için imkanları yaratıp ondan sonra bu imkanları kullanmayı çocuklarına bırakmalılar.

Antrenör olarak basketbol piyasasında yeşerebilmek ve tutunabilmek çok ciddi bir zorluktur. Genellikle bu zorluk sporculara stres olarak geri döner. Hata yapmaktan korkan sporcunun gelişme basamaklaması olması gerekenin altında kalacaktır. Genç beyinler bu durumları yönetmekte zorluk çekeceklerdir ki bu son derece normaldir. Burada asıl nokta sporcuların genç takım ve üstü seviyelerde yaşayabileceklerine  hazırlık süreci olmalıdır. Sporcu bu noktada antrenörünün dediklerine odaklanma birlikte sahada topun kendisinde olduğunu ve kararları alma noktasında birinci kişi olduğunu unutmadan çalışmalara eğilmelidir.

Hakemler her seviyede oyunun içinde aktif şekilde yer alırlar ve özellikle son yıllarda dikkat ettiğim genç sporcuların hakemlerle ilgili ciddi bir diyalog sıkıntısı çektiği yönünde. Hakem kötü ya da gününde olmayabilir. Bu antrenör ve oyuncu içinde geçerlidir. Hakem kararlarını beğenmeyen sporcular jest, mimik ya da maalesef kötü şekilde konuşmalarla erken yaşta hiç gerekmeyen kötü bir alışkanlık ediniyorlar. Hakemlerin kararı çok ekstra durumlar dışında değişmeyeceğine göre sporcu maç içindeki davranışlarına ciddi bir şekilde dikkat etmeli. Hakemlerle olabildiğinde seviyeli ve saygı ölçüsünde diyalog kurmalı, itiraz noktasını ise antrenörlerine bırakmalı. Bu noktada kulüplerin oyuncularını sezon başlamadan ciddi şekilde uyarmalı hatta mümkünse hakemlerden bu konu ile ilgili oyuncularına seminer aldırmalılar. Sahada en çirkin duruşlardan biri hakeme sürekli itiraz eden ve teknik faul alan genç sporcu duruşudur.

Seyirci her zamana adrenalin yükseltir. Bu genç sporcular üzerinde çoğunlukla ilk başlarda negatif etki sağlar. Birde o sporculara bağıran seyirciler olursa... Bununla beraber sporcu eğer sahada kalacaksa seyirci baskısına sporcu her zaman hazır olmalıdır. Kolay mı tabii ki değil lakin mental hazırlıkla zaman içerisinde bu baskılardan arınmak hatta keyf almak mümkündür. Günün sonunda sahada olan sensin ve buna senden başka kimsenin gerçek anlamda sen izin vermezsen müdahale edemeyeceğini bilmek ve bunun farkında olmak, sizin saha içindeki duruşunuzu dik tutacak ve rakip takım ya da kendi seyircinizin lehte ya da aleyhte bağırmasının sizin oyununuza etki edemeyeceğini bilmek önemlidir.

Ya okul? Çok zor hem okul, okul takımı, etüt, özel ders, dershane, bireysel antrenmanlar,  kulüp antrenman ve maçları. Yazarken bile yoruldum mu? Tabii ki hayır. Zaman yönetimi ve ne istediğini bilmek bu stresin en basit ve gerçekçi çözümüdür. Eğer ciddi bir hedefleme çalışması yaparak zamanınızı yönetebilirseniz basketbol okul hayatınıza ciddi şekilde destek sağlayacak ve size çok farklı kapılar açacaktır. Burada sistem ve aile desteği çok ciddi bir önem taşımaktadır.

Ailelerin çocuklarını takım sporlarına yönlendirmelerinin başlıca sebeplerinden bir tanesi "spor disiplini" almalarını istemeleridir. Zaman içerisinde bu düşünceler çeşitlenecektir. Disiplin hayatın her yönüne yansır ve sporcular bunun karşılığı kısa, orta ve uzun vadede farklı şekillerde alırlar. Lakin zamanı yönetemeyen, hedefleri  suni ya da gerçekçi olmayan sporcular ve aileler sistem içerisinde kaybolup gidecekleridir.

Çözüm odaklı olmayı küçük yaşlarda eğitimlerle edinen sporcular, problemler içerisinde boğulmadan pozitif şekilde kariyerlerini inşa ederken tam tersi olan sporcular kendilerini çeşitli tercihler yapma mecburiyetinde hissedecekler. Bu tercihler ya basketbol ya okul noktasında genellikle sıkışacak ve kırılma anlarında aileler gelecek kaygılarını çocuklarına okula ağırlık ver noktasında göstereceklerdir. Bunun örnekleri oldukça fazladır.

Stresler çok farklıdır ve genç sporcuların taze omuzları bunları taşımakta zorlanabilirler, önemli olan nokta çıkışın olduğunun bilinmesi ve bunun uygulanabilirliğinin çok yüksek olması. Özgüven, sporcularda olması beklenilen bir özellik olmakla beraber küçük yaşlarda yapılan çalışmalarla desteklendiğinde gerçekçi olacaktır yoksa "varmış" gibi görünecek ve öncü dalgalarda fark edilmeyince gerçek dalgada sporcu alt üst olunacaktır. Özgüven ile ilgili düşüncelerimi ve yapı taşlarını başka bir yazımda paylaşacağım.

Genç sporcular her konuda ciddi potansiyellere sahiptirler ve unutmamak lazım ki bu potansiyelin işlenme şekli onların bu stresleri ne derece göğüsleyeceklerini belirler. Bu noktada ailelerin çocuklarının gelişimlerini eğer bireysel antrenör desteği alıyorlarsa sadece fundamental, atletizm ve fitness gelişimi olarak düşünmeleri, eğer böyle bir destek almıyorlarsa takım antrenörleri ve kendilerinin denge içinde stres yönetimi, hayat stratejilerini beraberce hazırlamaları gerekmektedir.   




EMRE DAĞDELEN Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x250 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250