04-08-2015 EMRE DAĞDELEN

Günümüz basketbolun mental donanım artık çok önem taşıyan bir özellik. Sporcuların kendilerine yaptıkları fiziksel yatırımlar kadar önem taşıdığını düşünüyorum. Özellikle iniş çıkışların çok yoğun olarak yaşandığı alt yapı organizasyonlarında yer alan sporcuların mental olarak hazırlanmaları bir o kadar önem taşıyor.

Neden mental donanım?

Tehdidin oluştuğu ve stresin hissedilmeye başlandığı altyapı son senelerinde sporcular, "aile, sevgili, antrenör, yönetici, okul ve sınav stresini" hissetmeye gerçek anlamda başlarlar ve bu yükler hiçte hafife alınmamalı. Başarı ve başarısızlık çok ince bir çizgi ile ayrılabiliyor bu bağlamda sporcuların tüm bu stresleri yönetmeleri gerekiyor ki bunun için fiziksel donanım geri planda kalıyor. Sporcunun mental hazır bulunuşluk düzeyi bu konuda anahtar pozisyonda.

Bence ilk aşama zaman yönetimi olmalı, bu gerek antrenör gerekse aile ile birlikte yönetilmeli. Planlar yapıldıktan sonra uygulanması kontrol edilmeli. Her yere yetişme kaygısı ve bunu uzun soluklu başaramama düşüncesi  oyuncu için bir stres yaratacak ve yapılacak olan işlerin sürekli yarım kalması ve dolayısı ile başaramama durumunu getirebilir.

Nefes egzersizleri yoğun geçen zamanlarda kendilerine ayıracakları bir kaç dakika ile onları rahatlatacak ve üstlerindeki yükü hafifletecek önemli ve aynı zamanda kritik bir nokta olacaktır. Maçlarda yardım tarafında olan sporcuların aktif dinlenme yapmaları gerektiği bu noktada atlanmaması gereken bir nokta. Burada da doğru nefes oyuncunun yorgunluk durumunu kısa sürelide olsa dengelemede yardımcı olacaktır ki bu onların sahada kalma süresini arttıracak.

Oyuncu, kendini ve hedeflerini net olarak tanımlarsa gerek okul, gerekse spor konusunda daha emin adımlarla ilerleyebilecek ve bu sayede olası hayal kırıklıklarından uzaklaşacak bu da kendisinin başarı noktasında tutunmasını sağlayacak. Burada antrenörleri ile yaşına göre ya kendisi ya da ailesine verilecek olan gerçekçi geri bildirimlerle sağlanabilinir. Bu çok ciddi bir nokta çünkü olmayan bir özellik var gibi gösterilirse sporcu ve dolayısı ile ailesi hayal dünyasında yaşayacak ve kırılma yaşlarında bunlar onun önüne çıkacak ve başarısızlık sporcunun kapısında bekleyecek.

Sporcunun alacağı özgüven çalışmaları ise basketbol gibi ciddi bir seyirci (son yıllarda aileler özellikle altyapılarda bu ayağın ciddi bir kısmını oluşturuyor) kitlesine sahip branşta sahip olunması gereken bir özellik. Tabii burada denge çok önemli. Unutulmamalı ki aşırı özgüven hata getirebileceği gibi özgüven eksikliği sizin sorumluluk almanızda önemli bir eksik olarak yer alacak. Burada da antrenörlerden alınan geri bildirimlerin yönetilmesi çok kritik bir durum.

Stres yönetimi ise ayrı bir başlık. Küçük yaşlarda sahaya giren sporcular üzerinde başta ailelerin görünmez baskısı ( burada sporcunun kendisini ailesine ispat etme duygusu ağır basar ) sporcu üzerinde bir stres yaratabilir. Bu durumda ailenin sporcuyu şımartmadan ayakları yere basan desteği ve ona yerilecek olan küçük sorumluluklar önemli bir tutar. Basketbolun öncelikle oyun olduğunun hiç unutturulmaması ve şartlar ne olursa olsun onun oyun olmaktan çıkmadığının belirtilmesi altı çizilmesi gereken bir durum. Ayrıca küçük yaşlarda başlanması gereken sporcuya öncelikle ailede verilmeye başlanacak olan sorumluluklar ( özellikle sporcunun yaşına uygun ve yapılabilir olması önemli ) çalıştıkları kulüp ve bireysel antrenör ile desteklendiği takdirde stres yönetimi konusunda mesafe kat edilmesini sağlayacaktır. Tabii ki zaman içinde dozu hafif olarak arttırılacak ve sporcunun zorlanacağı ve ilk önce kendisinin çözüm bulmaya çalışacağı stresler yüklenmeli. Bu hem aile hem de takım içinde olmalı. Çözüm bulunamadığı anlarda açık uçlu sorular ile sporcuya yine kendisinin çözümü bulması sağlanmalı ve kesinlikle aile ya da antrenör "bence şunu yapmalısın" cümlelerini kullanmamalı. Siz onun işlerini yürütürseniz o zaman hayatı boyunca bu çözümleri sizden bekleyebilir ve bunun istenilen bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bu durumun sahaya yansıması ise zor anlarda çözüm bulması ya da antrenörün çözüm bulmasını beklemek noktasında kalma olarak geri dönebilir.

Konsantrasyon ise aslında soyunma odasına girildiğinde "haydi beyler maça konsantre olalım" cümlesinden çok daha önce başlayan bir süreçtir. Kesinlikle kişiden kişiye, sporcunun yaşına ve yaşadıklarına göre değişen ve farklılıklar gösteren bir süreçtir. Kimileri maçı önceden kafasından oynayarak, kimisi çeşitli totemlerle, kimisi sadece maça odaklanarak ve/veya başka şekillerde konsantre olabilir. Her oyuncunun belli bir ritüeli vardır ve buna saygı duyulmalı. Konsantrasyon kesinlikle zamana yayılmalı ve sporcu kendini tanıdıkça "nasıl?" kısmını oluşturmalı.

Mental donanım sporcunun oyunculuk kariyeri boyunca belli yaş gruplarına kadar aileler ve belli yaş gruplarına kadar ailelerin desteği daha sonra sporcu kendini tanıdıkça bu süreçlere hangi boyutlarda  ihtiyacı olduğunu belirleyip donanımlarını o şekilde yönlendirebilir. İçeriği oldukça geniş olan "mental donanım" sporcunun gerek antrenman gerekse maçlarda ki hazır bulunuşluk düzeyinin yüksek olması ile birlikte aynı zamanda özel hayatında da pozitif yansımalarını görecektir. 




EMRE DAĞDELEN Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x250 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250