30-01-2018 AVNİ KÜPELİ

Ülkemizde futbol,güreş ve halter sporlarının revaçta olduğu yıllarda TRT'de yayınlanan "Beyaz Gölge"(The White Shadow) adlı  ABD menşeili dizi ile basketbola gönül verenlerin sayısı çoğalmaya başlamıştı.Bu dizinin ardından 90'lı yıllarda yine TRT'de yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiğim Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan "POTA",basketbola olan ilgiyi daha da arttırmış ve güzel spor dalının ülkemizin en ücra köşelerine kadar yayılmasında ve sevilmesinde büyük pay sahibi olmuştu.(Bu konuda ne yazık ki mütevazi olamayacağım.) 20 yılı aşkın süreyle canlı yayın hayatını sürdüren "POTA" hem televizyon dünyasında yayında kalan en uzun soluklu spor programlarından biri olmuş hem de TRT'nin klasikleri arasındaki yerini almıştı."POTA"nın yayın hayatına girmesiyle birlikte özel televizyon kanalları da birbiri ardına basketbol programlarına yer vermeye başlamıştı.(TRT olarak özel televizyon kanallarına yine iyi bir örnek oluşturmuştuk.) Aman ne güzel basketbol programlarının sayısı artıyor derken,bir anda kendilerini adeta dev aynasında gören sözde büyük özel tv kanalları "REYTİNG KAYGISI"nı bahane ederek yine birer-birer basketbol programlarından ellerini ayaklarını çekmekte gecikmemişlerdi.Uzun yıllar televizyon kanallarımızda acaba doyurucu bir basketbol programına rastlar mıyız? diye tv kumandamızdan zapping üzerine zapping yaptık ama nafile... Bugün gelinen noktada da (görüntülere sahip olduğu için yayıncı kuruluşu bu tespitlerimin dışında tutuyorum) sadece bir,bilemediniz iki özel tv kanaında yapılan sözde basketbol programlarının(görüntü yok,laf salatası çok) neyi amaçladıklarını da kestirebilmek bir hayli güç.Tam,"basketbol programcılığı böyle gelmemiş ama böyle gidiyor" derken "PROGRAM BASKETİNİ" yine TRT attı.Türkiye'de basketbol programı yayıncılığının armada gemisi olan "POTA"ya özellikle TRT İstanbul Haber Müdürlüğümüzde görev yapan arkadaşlarım Ayşenur Gökerman,Ayşe Nur Alkaya(Koroğlu) ve Enver Hasanoğlu'nun katkıları çok fazlaydı.Pota'nın kurmayları adını verdiğim bu gönül dostlarımın yanı sıra Ankara merkezin değişmez güçlü isimleri Gökhan Özer,Sami Elekon,Caner Uncu  ve Baha Şahin ile diğer illerdeki arkadaşlarımın da adeta cansiperane  gayretleriyle başta "FAIR-PLAY BÜYÜK ÖDÜLÜ" olmak üzere dile kolay 100' e yakın ödüle layık görülmüştük.Bu vesileyle isimlerimi sayamadığım arkadaşlarımda dahil olmak üzere hepsine bir kez daha ellerinize,emeklerinize ve gönüllerinize sağlık diyorum.İşte,iş disiplini ve alan(saha) bilgisi çok  yüksek bu değerli basketbol neferleri arasından Ayşe Nur Alkaya(Koroğlu) bu kez" POTA"dan aldığı yayın bayrağını "POTA ALTI" adı altında yeni bir programla taşımaya başladı.Ayşe Nur ve Ömer Saraç'ın moderatörlüğünü yaptığı bu yeni formatlı programın 10 kişilik tribün grubu ise basketbola seyirci gözüyle bakış açısı sunuyor.Geçen Cuma gecesi ilk kez yayın hayatına "merhaba" diyen "POTA ALTI"'nı her Cuma gecesi TRT SPOR'da saat 24'den(00.00) itibaren canlı olarak izleyebilirsiniz.Henüz ilk program olmasına rağmen "POTA ALTI"nın içeriğini ve temposunu beğendiğimi ancak yayın saatini beğenmediğimi söyleyebilirim.Bu arada programın gidişatı ile ilgili beğenilerimi ve eleştirilerimi de bundan sonraki yazılarıma sakladığımı ifade etmek istiyorum.Tabii ki en büyük temennimiz,bu ve bunun gibi "SÖZDE DEĞİL,GERÇEK BASKETBOL PROGRAMLARININ"diğer özel televizyon kanallarına da iyi bir örnek teşkil etmesi...

Ve,yine bu vesileyle uzun yıllar çeşitli kademelerinde görev yapmaktan dolayı daima büyük gurur ve mutluluk duyduğum kurumum TRT'nin televizyon yayıncılığındaki 50.yılını en iyi dileklerimle kutluyor;ebediyete intikal etmiş mesai arkadaşlarıma Allahtan rahmet,tüm çalışanlarına sağlık,huzur ve mutluluk dolu günler diliyorum.NİCE 50 YILLARA...

 

TBF ATAKTA...

Yakın zamanda iş başına gelen Basketbol Federasyonu'nun yeni yönetimi üst üste başarılı ataklarıyla yolunda emin adımlarla yürümeyi sürdürüyor.

Görevi devraldıklarından sonra ilk başarılı adımı;Bilyoner.com Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde  yabancı oyuncu sayısında sınırlandırmaya giderek atan TBF yönetimi,ardından büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmanın  getireceği  masrafları üstlenmek yerine,oyuncu yetiştirmek ve tesisleşme yolunu seçmiş,ardından (A) Milli Basketbol Takımımızın geleceğini oluşturmak üzere "Gençler Ligi'ni"hayata geçirmiş ve "Basketbol Ailesini"yeniden tesis etmek  adına eskinin(veteranları-basketbol emekçileri) ve yeninin basketbol adamlarını bir masa etrafında toplamayı başararak,büyük bir sinerji yaratmıştı.Başkan Hidayet Türkoğlu yönetimindeki TBF son olarak gelecek sezondan itibaren Basketbol Süper Ligi'nde (uzun yıllardır tartışma konusu olan) yabancı oyuncu bolluğuna son vermek adına yabancı oyuncu sayısında düzenleme yapılacağı müjdesini verdi.Bu olumlu düşüncenin de uygulamaya geçirilmesi en büyük temennimiz olacak.

Artık geri dönüş yok.Geçmişten dersler çıkarıp,geleceğimize yönelik hedefleri çok daha üst seviyelere taşımalıyız.

Dikkat ettiyseniz TBF yönetiminin sonuca endeksli icraatlarına son günlerde bu köşemizde sık-sık yer verir olduk.Çünkü TBF yönetimi yaptığımız olumlu tenkit ve eleştirileri dikkate alarak "doğru tektir" misali vakit geçirmeden harekete geçme refleksini kullanıyor ve bize de güzellikleri yazmak kalıyor.Ancak unutulmasın ki "Demoklesin kılıcı" gibi TBF'nin başının üzerindeki yerimizi de koruyoruz...

BASKETBOL SEVGİSİYLE KALIN...




AVNİ KÜPELİ Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250