13-07-2018 AVNİ KÜPELİ

Güzel insan “DODO”nun ardından…

Basketbolumuzun “DODO” lakaplı gri saçlı fırtınası,güzel insan Doğan Hakyemez’i ebediyete uğurlamanın üzüntüsünü yaşıyoruz.

40 yılı aşkın dostluğundan ve sohbetinden büyük zevk aldığım Doğan Hakyemez’in ardından ne kadar söz söylesek,onu ne kadar övsek azdır.O şimdi aramızda değil ama yaptıklarıyla ve basketbolumuza kazandırdıklarıyla her zaman gönüllerimizde ayrı bir yere sahip olacaktır.

OYUNCULUKTAN GENEL MENAJERLİĞE…

Oyunculuğu döneminde hem kulüp takımlarımıza hem de Milli Takımlarımıza büyük hizmetleri geçmiş bu güzel insanın aktif spor yaşamının ardından geçiş yaptığı Genel Menajerlik döneminde en mutlu olduğu ana,Fenerbahçe’nin yönetim kadrosuyla 1990-1991 sezonunda ilk şampiyonluğuna ulaştığı zaman bizzat şahit olmuştum.Fenerbahçe-Tofaş play-off final serisinin Antalya’daki son ayağını televizyondan(TRT) anlattıktan sonra sahaya inerek önce koç Çetin Yılmaz ve ardından kaptan Ali Limoncuoğlu’nun(Aliço) görüşlerini aldıktan sonra uzattığım mikrofon karşısında Doğan Hakyemez’in mutluluk göz yaşları arasında ağzından dökülen “Allahım bu ne büyük mutluluk” sözlerini asla unutamam. DODO’nun o güzel kalbi,basketbol sevgisi ve takım aidiyeti Fenerbahçe’yi ilk şampiyonluğuna taşımıştı. Artık onunda “çorbada bir tuzu” vardı ve  Genel Menajerlikte de rüştünü ispatlamıştı.Adeta tırnaklarıyla kazıyarak geldiği bu görevinin ardından kapılar ona (A) Milli Basketbol Takımımız için de ardına kadar açılacaktı ve öyle de oldu.Tarihler 2001’i gösterdiğinde (A) Milli Basketbol Takımımızın koçu Aydın Örs’ün sağ kolu pozisyonundaydı ve artık yeni hedefi Milli Takımımızla ilk Avrupa madalyasına ulaşmaktı.Milli Takımımız için hemen kolları sıvadı ve o meşhur “12 DEV ADAM”ın yaratıcısı oldu.İşte bu dev adımın rüzgarını arkasına alan ve seyircimizi 13.ADAM olarak lanse ederek taraftar-oyuncu-teknik ekip üçgenini Genel Menajer olarak tamamlayan   DODO’lu Milli Takımımız tarihinde ilk kez Avrupa İkinciliği başarısını yakalıyordu. Ülkemizdeki 2001 Avrupa Şampiyonası’nda da yine bu güzel insanla beraberdik ve Avrupa ikinciliğinin ardından kendisiyle yaptığım röportajda bu kez sesi titremiyordu, gururluydu ve her şeyden önemlisi de görevini başarıyla yerine getirmiş olmanın mutluğunu taşıyordu.

ANTALYA VE ANKARALI YILLAR…

Yıllar yılları kovalıyor ama Doğan Hakyemiz’in içindeki doğup,büyüyüp yetiştiği kulübü Ankara DSİ Spor aşkı hiç dinmiyordu. Sohbetlerimiz sırasında sık sık bir zamanlar eski adıyla 1.Lig yeni adıyla Süper Lig’de fırtınalar estiren Ankara DSİ Spor’u eski günlerine döndürebilmenin hayalini kuruyordu.Yani o güzel kalbi hiçbir zaman unutamadığı kulübü için atıyordu.Ben de kendisine “bak ben de Ankara’dayım gel gönül verdiğin kulübünün dümenine geç” diyordum. Kendisini bir şekilde etkilemiştim ama “önce Antalya’da kıramayacağım dostlarım var oradaki basketbol sevgisini ve ilgisini arttırmam gerekiyor” diyordu. Gitti, söylediklerini yaptı ve Ligde Antalya’yı hak ettiği yerlere getirdi.(Şimdilerde Antalya'da nedense basketbol adına bir suskunluk hakim durumda) Bir gün telefonum çaldı,telefonun ucunda basketbolun güzel insanı “DODO” vardı.Sesi çok neşeliydi.Ağzından espriyle karışık;"Sevgili dostum artık ikimizin de istediği oldu.Başkent'e ama yine her şeyden önemlisi beni bugünlere getiren kulübüme dönüyorum, onlara vefa borcumu yerine getireceğim"   sözleri dökülüyor ve ardından Ankara günleri başlıyordu.Uzun bir aradan sonra döndüğü kulübünü eski günlerine döndürmek için büyük çaba sarf edip Yenimahalle Belediyesi ile sponsorluk anlaşmaları bile yapmasına rağmen (çok iyi bildiğim) çeşitli engellemeler karşısında ne yazık ki emellerine ulaşamıyor ve yeniden soluğu Antalya’da kendi adına kurduğu basketbol okullarında alıyordu.

“İNSANLAR YAŞARKEN HATIRLANMALIDIR…”

Peki,kariyeri başarılarla ve kalbi basketbol sevgisiyle dolu bu güzel insanı en verimli yaşlarında Basketbol Federasyonu bünyesinde yeniden değerlendiremez miydik? Acaba diye hep düşünmüşümdür ve dillendirmişimdir ama yine her zaman olduğu gibi ne anlayan ne de dinleyen olmuştur.

Hep,”insanlar yaşarken hatırlanmalıdır” derim dururum ama kucak açması gerekenler ne hikmettir ki adeta duvar olmaya devam ederler.Mademki Doğan Hakyemez ve onun gibi değerlerimizi yaşarken değerlendiremiyoruz bari onları kaybettikten sonra unutmayalım ve unutturmayalım.Belki adını basketbol salonlarımızdan birine verebiliriz veya adına uluslararası bir turnuva düzenleyebiliriz.Ne yaparsak yapalım, giden değerlerimiz bir daha geri gelmiyor ama yaptıkları ve geride bıraktıkları eserleri asla unutulmuyor.

ÜZGÜNÜZ AMA UMUTLUYUZ…

Doğan Hakyemez,soyadı gibi asla hiç kimsenin hakkını yemeden aramızdan sessizce ayrıldı.Hakkımız varsa helal olsun.Onun bizim üzerimizde hakkı çok fazlaydı.Basketbol,kardeşlik ve dostluk adına kendisinden çok şey öğrendik ve hep ne iyi ki “DODO” gibi yol gösterenimiz var dedik. O şimdi yok ama bizlere ve genç nesillere bıraktığı “basketbolun sevgi bayrağı “var.

Kendisine Allahtan rahmet,yakınlarına ve basketbol ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

NUR(IŞIK) İÇİNDE YAT GÜZEL İNSAN VE DEĞERLİ DOST;DODO…

SENİ HİÇ AMA HİÇ UNUTMAYACAĞIZ…




AVNİ KÜPELİ Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250